Hormonlarım depreşti :)

April 4, 2017

 

 

  

Bu haftaki konum lohusa depresyonu. Yaşadım mı Eveeeeeeet hemde nasıl:)  Bende ağladım bunu niye doğurdum diye :) Dikkat edin hitap şeklim 'bunu' idi. Ne güzel geziyordum özgürdüm, neden böyle bir hata yaptım diye odalara saklanıp ağlayıp durdum. Hatta birgün bir daha eşimle akşamları oturup televizyon izleyemeyeceğim diye ağladım. Hem ağlıyorum hem hissettiklerimden dolayı pişmanlık duyuyorum. Ağlıyorum ayrı birde elim gözüm sürekli kızımın üzerinde. Sorumluluğu bırakmış değilim. Ben reddetme durumuna gelmedim Allahtan ama 6 haftalık bir dönem benim için çok zor geçti. Sonraki günler hafifleyerek lohusa depresyonundan ancak 6. ayın bitimine doğru kurtulabildim. İlk 2 ay evet resmen depresyondaydım. İlk iki hafta neden doğurdum ben bunu dedim. Sonra geri dönüşü olmadığı için bu soruları sormayı bıraktım, durumu kabullenmeye çalıştım ama mutsuzluğum devam ediyordu. Emzirme işi benim icin kesinlikle kabustu. Aslında çok şanslıydım. Sütüm geliyordu ve sütü seven boncuk bir kızım vardı. Alem mama süt derdinde iken benim kaynaklar maşallah iyi iş cıkarıyordu ama ben mutsuzdum. Kendimi sömürülmüş, bitmiş, çirkin hissediyordum. 6 haftalık dönemde bir ara ben bunu uyutamıyorum diye ağlamaya başladım. Eğitimli anne olmak bu anlamda kötü birşey. Sürekli okuyup kitaplara uygun sistem geliştirmeye çalışıyorsun ama her çocuk aynı değil ki.

 

27. gün  kızımın odasından çıkıp kriz geçirerek ben bunu uyutamıyorum diye salona geldiğimde eşimin suratını görmeniz lazımdı. Karşısında bir deli var ve çok dikkatli konuşması gerektiğini bilen sakin olmaya çalışan bir adam... Benim halimi gördüğündeki şok gözlerinden okunuyordu ama inanılmaz sakin konuşmaya çalışıyordu. Simdi yazarken nasıl gülüyorum heheh :) Manyaklık yani tam anlamı ile:)  Ertesi gün beni terapi ekibine götürdü eşim. Önce sabahtan kızımızın aylık kontrolüne doktora gittik sonra oradan hooop yazlığa kayınvalidemle görümcemin yanına. Doktora ben bunu uyutamıyorum diye dert yandım. Başladım rutinimi anlatmaya. İşte kalkıyoruz emziriyorum, gazını çıkarıyorum, 15 dakika aktivite yapıyoruz ( kitaplardan öğrendiğim, evi gezdir, birşeyler göster falan) sonra alt temizleme oydu buydu derken 45 dakika olmuş oluyor. Odaya geçiyorum. Sırtını pışpışlıyorum 20 dakika uğraşıyorum uyumuyor. Tam uyudu sanıyorum 10 dakika sonra ağlıyor ama kitapta öyle demiyordu. 45 dakika net uyuması gerekiyordu diye ağlamaklı anlatırken artık kadın dayanamadı ve bırakın o kitapları okumayı, kızınızı okuyun siz dedi.

 

Yaaaaa ne doğru bir cümle değil mi? Kızınız ne istiyor onu okuyun önce dedi. Haklııııııı.

 

Allaha şükür herşey saglıklı idi. Boncugumuzuda yanımıza alıp hooop yazlıga. Orada beni bir uyuttular güzelce. Sonra moral verme konuşmaları. Biraz daha rahatlamış bir şekilde eve döndüm ama çilem bitmedi. Hala çok mutsuzdum. Herkes heryere gidebiliyordu ama ben onu bırakıp ne evden gidebiliyordum ne de onunla bir yere gitmek istiyordum. Çünkü sorumluluk büyüktü, herşey düzgün olmalıydı, düzen olmalıydı. Saatli beslenmeli, programlı olunmalıydı. Dışarı çıkınca düzen bozulacaktı. 

 

38.gün yine çoook mutsuz iken aradım sevgili psikiyatrist arkadaşımı. Ağlaya ağlaya bana ilac ver lütfen dayanamıyorum dedim. Profesyonellik başka birşey. Telefonda hüngür hüngür ağlarken benim hangi aşamada olduğumu öğrenmek için o kadar güzel sorular sordu ki anlatamam. Çok şanslıydım. Kendimi öldürmek isteyip istemediğimden kızıma zarar verip vermek istemediğime kadar en zor soruları gayet profesyonel bir şekilde yöneltip cevapları aldı benden. Allahtan o kadar kötü durumda değildim.

En sonunda aynen şöyle dedi: 'Yarın sabah dışarı bir kahve içmeye gidiyorsun'. Tam 38 gündür sadece hayırlı olsun misafirlerini ağırlamıştım ve annem ile kayınvalidemin evine gitmiştim. Evimdeki yardımcı kadını doğumdan 5 gün evvel bulabilmiştim ve iyi tanımadığım için kızımı ona bırakamıyordum. Annem ve kayınvalidem yazlıklarında oldukları için hergün yanıma gelme şansları yoktu. Kimilerine göre şımarıklık olabilir ama yapacak birşey yok. 37 yaşına kadar her istediğini istediği anda yapan ben çok ciddi bir sorumlulukla başbaşa kalmıştım ve nasıl başedileceğini bilmediğim bir konu ile....

 

50. gün(Annem İstanbula kışlığa gelmiş) yine annemin evindeyim. Çok sevdiğim teyzem sizde de o bebek telsizlerinden var mı? Bayılıyorum oradan ses geldiği zaman diye gülerek bana anlatırken yüksek bir tonla evet var ve ben nefret ediyorum o seslerden diye çıkışmıştım. O anda teyzeminde suratını görmenizi isterdim. Kadın şok oldu ama çaktırmaması lazımdi ahahahha.

 

Anneme ne demeli :) Kelimelerle anlatamam anneme olan hayranlığımı. Öyle bir annenin kızı olduğum için çoook şanslıyım. Hem güzel, hem akıllı, hem eğitimli, hem saygı duyulan hem sevilen. (Umarım kızımda ileride benim için böyle hisseder) Benim canım, güzel annem en sonunda beni karşısına aldı. Seni hiç anlamıyorum, sağlıklı çocuğun var, sen sağlıklısın, eşin sağlıklı, seni seven bir eşin var, evinde yardımcın var.Kötü günler görmüş bir aileyiz biz. Acıyı bilen birisin. Şu anda herşey yolunda olmasına rağmen nedir bu haller, artık senin ki şımarıklık dedi. Annneeeee hormonlar, sen beni hiç anlamıyorsun diye ağladım karşısında. Biz hiç lohusalık bilmedik diyordu ve gerçekten beni anlamakta zorlanıyordu.

 

HORMONLAAAAAAR :):):)

 

Eeeee sizi bizi yetiştirdiğiniz gibi yetiştirmediler ki. Okuduk, özgür olduk dünyayı gezdik, gün geldi bavulumuzu aldık yurtdışlarına okumaya gittik, gün geldi dünyanın bir ucuna fotoğraf çekmeye gittik.  Sizler gibi 20'lerde evlenip 30'a gelmeden iki çocuğumuzu yapmış değildik ki. 

 

37 yaşında anne olmuştum ben. Benim için önümde çok ciddi ele alınması gereken bir durum vardı. 

 

KIZIM dünyaya gelmişti. Herşey mükemmel olmalı idi. İyi yemeli, iyi uyumalı, altı temiz olmalı, huzurlu olmalı v.s MÜKEMMELLLLL. Ne kadar zor bir kelime. 

 

Hiçbirşey mükemmel olmak zorunda değildir. O gün eksik uyuyabilir, az yiyebilir, huysuz olabilir, mutlu olabilir. Bunu kabullenmek zaman aldı. Sonra bu manyaklık içeren hikayelerim azalmaya başladı elbette. Hormonlar dengeye oturmaya başlamıştı. Zamanla ben kızıma kızım bana alıştı. Evlat sevgisinin keyfini cıkarmayı öğrendim. Ne kadar doğru bir ifade 'Sevmenin keyfini çıkarmak'.  Başlarda o sevgi inanılmaz hırpalamıştı beni. 

 

 

Hamileyken 10 kilo almıştım sadece. Güzel hamileydim:) Doğum sonrası hiç kilom kalmamıştı ama kızım 2,5 aylıkken İstanbulda annemsiz olmaya dayanamayıp Marmaris Selimiye köyündeki yazlığımıza gittim. Anne yanında olunca ne yapacaksın. Ye iç yat :) 3 ay boyunca annemin tepesinde :) Yazlıkta süt verirken tam 11 kilo aldım. Depresyooooooonnnnnn :):):) Yemeğe vermiştim kendimi. 

 

Nisan 8 aylıkken katı gıda ile arası iyi olduğu için doyduğundan süt talep etmeyi azalttı. Bende çok ısrarcı olmadım,sütüm azaldı ve 8. ayın sonunda kızım emmeyi bıraktı. O günden itibaren yaklaşık 15 aydır kilo vermek için elimden gelen herşeyi yapıyorum.

 

Kızım 10 gün sonra 2 yaşında olacak inşallah. Aldığım kiloların büyük bir miktarını verdim ama yaş 39 olunca zorlanıyorum kilo vermek için uğraşırken. İncecik gezen annelere içimden bir güzel küfür ediyorum. Ahahahha...

 

Evet artık bir cüzdan bir mont 10 dakikada evden çıkamıyorum. Kesinlikle programlı hareket etmem lazım....

 

Eveeeet kafama esip bir yerlere fotoğraf çekmeye gidemiyorum. Herşey programlı olmaıi....

 

Evet geceleri deliksiz uyku uyumuyorum. Bana seslenen bir boncuk var saat kaç olursa olsun....

 

Eveeetttt kaka temizliyorum. Bazen katı bazen cıvık... İnanılmaz koktuğu zamanlar oluyor....

 

Eveeet evde çalışırken odama saklanmak zorundayım çünkü evde olduğumu anlarsa kapıma dayanıp asla rahat bırakmıyor...

 

Eveeeet telefonları, ipadleri sürekli saklamam gerekiyor çünkü günümüzün elektronik aletlerini kurcalamak için inanılmaz talebi var. 3 yaşına kadar onun sağlığı için uzak tutmam gerektiğinden saklamak zorunda kalıyorum ve benim özgürlüğüm kısıtlanıyor.

 

Eveeeet akşam 20.30 dan sonra televizyonu açıyoruz çünkü Nisan'ın televizyon izlemesi için biraz daha büyümesi lazım. O yattıktan sonra özgürlük evimizde :):):)

 

Eveeeet bir arkadaş toplantısında oturmam mümkün değil çünkü şu anda çok meraklı ve herşeyi keşfetmek istiyor. Çiçeklere, paketlere, çantalara herşeye cici yapabilir miyim diye soruyoorrrr. Meraklıııııııı :)

 

Eveeeet sürekli bıdır bıdır konuşup sorular soran, ara ara terrible two dedikleri bunalımı yaşayan, sinirlenince saçlarını çekip koparan, evde bir oradan bir oraya koşan, çığlıklar atan, talepleri olan cimcime bir kızım var. 

 

Onun büyümesinde dönemsel olarak vazgeçtiğim bütün özgürlüklerim feda olsun. Onun bir gülüşüne feda olsun herşeyim.  

 

Şu anda Nisan için hissettiklerimin tarifi yok. Kokusunun güzelliğinin tarifi yok. Benim canım kıvırcık boncuğum o.  İyi ki doğurduğum...  Allah aklı selim olan her evlat sahibi olmak isteyene nasip etsin bu muhteşem duyguyu

 

Neymiş ???? HORMONLAAAAARRRRRRR....Lohusalığı anlamak zorunda değilsiniz sadece idare edeceksiniz o kadar. Bir süre idareeeee :):):) Hepsi geçiyor... Ahahahaha

 

Bu dönemimde bana destek olan herkese çoook teşekkür ederim...

 

Not: Doğum fotoğrafı mı? Kesinlikle olmalı. O anları detaylı hatırlayabilmem bu fotoğraflar sayesindedir. @bigtimesphotography'e bu güzel kareler için tekrar tekrar teşekkürler.

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Son Paylaşımlar

February 7, 2017

Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara
Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square